e-kuran.net

5. Bölüm
Giriş Sayfası

 

KUR’AN KELİME VE KAVRAMLARI SÖZLÜĞÜ

   

 

 

 A B C D E F G H İ  K L M N R S Ş U  V Y Z

 

A

A'la: En yüce

A'raf: Cennet ile cehennem arasında bir geçiş noktası, oradan geçerken insanlar hem cehennemlikleri görecek hem de cennettekileri görecektir. Bu geçiş sürecinden bahseden ayetler A'raf Sûresine isim vermiştir.

Arafat: Hacda vakfe yapılan yer

Abd: Kul, köle

Abdest: Namaz kılmak için yapılan temizlik, ellerin yıkanması, ağıza ve burna üç kez su verip, çıkarma, yüzü ve kolları dirseklere kadar yıkamak, başı mest edip, ayakları da topuklara kadar yıkamak suretiyle alınır.

Abese: Yüz ekşitmek, hoşnutsuzluğunu belirtmek anlamına gelir. Hz. Muhammed'e gözleri görmeyen bir adam gelip, dini öğrenmek istediğini belirtmiş, Hz. Peygamberin o sıra Mekke’nin ileri gelenleri ile görüşüyor olması dolayısıyla onun oraya gelmesi hoşuna gitmemiş ve yüzünü ekşitmişti. Allahu Teala Abese Sûresi ile Hz. Muhammed (s.a.v.)'i uyarmıştı.

Âd: Eski devirlerde yaşamış bir toplum

Adiyât: Koşu atı anlamına gelir. Adalet: haksızlık yapmamak, orta yolu tutmak, hakkını vermek, doğruluk, eşitlik

Ahd: Anlaşma, söz verme, sözleşme

Ahiret: Son, ölümden sonraki hayat

Ahzab: Hizipler, gruplar anlamına gelir. Hendek Savaşında 10.000 civarında müşrik ve kafir toplayarak birlik oluşturup, İslam'ı, Hz. Muhammed'i ve müslümanları yok etmek için bir araya gelmişlerdi. Ancak sonuçta zafer Allah'ın izniyle mü'minlerin olmuştu.

Akit: Sözleşme

Alak: Yapışan, tutunan, empriyo halindeki hücre.

Âl-i Firavun: Firavun ailesi, hanedanlığı

Âl-i İmran: İmran Ailesi

Alim: bilgin, Allah'ın isimlerinden, her şeyi bilen

Allah: Yerleri ve gökleri, tüm evreni yaratıp, yaşatan ve hakimiyeti altında tutan tek ilahın adı. El- İlah

Ankebût: Örümcek

A'raf: cennet ile cehennem arasında bir geçiş yeri,

Arş: Taht, hakimiyet,

Ashab: Sahibler, dostlar, halk

Asr: Zaman, yüzyıl, ikindi vakti

Ayet: Belge, işaret, kur’an'ın cümleleri veya cümle toplulukları, Kur'an'da 6231 ayet vardır.

Azap: Ceza

Azer: Hz. İbrahim'in babasının adı.

Azil: Bırakma, özgürleştirme

Azim: Büyük, ulu

Aziz: Yüce, değerli, şerefli, onurlu, güçlü

 

B

Baal: Müşriklerin taptığı bir put adı

Bab: Kapı, bölüm, konu başlığı

Babil: Eski çağlarda bir başkent

Bağy: Azgınlık, taşkınlık, çekememezlik

Bakara: Sığır, inek

Ba's: Yeniden diriliş, gönderme, gönderiş

Basir: Gören, ileriyi gören

Basiret: İleri görüşlülük

Batıl: Aslı olmayan, gerçek dışı,

Batın:  İç, karın, gizleyen

Bedi': Bir örneği olmadan, eşsiz ve benzersiz olarak yaratan

Bedir : Ay'ın dolunay hali, Mekke ile Medine arasında bir mevki, Hz. Peygamberin müşriklerle yaptığı savaşa verilen ad.

Belağat: açıklık, edebî,

Beled: Belde, şehir

Beni adem: Adem oğlu, insan

Bereket: Nimette bolluk ve iyilik

Berr: İyilik

Beşer: İnsan

Beyan: Açıklama

Beyt: Ev, beytullah: kabe

Beyyine: Açıklama, belge

Bid'at: Sonradan çıkan, türedi

Birr: İyilik,

Burhan: Belge

Buruc: Burçlar

 

C

Cahil: Bilgisiz, ilmi olmayan

Cahîm: Cehennem ateşi

Caiz: Yapılmasında dinen bir sakınca olmayan şey

Calut: Talut ile savaşan kafir komutanın ismi, davut aleyhisselam tarafından öldürülmüştür.

Casiye: Diz üstü yere yığılma, yer çökme

Cebbar: Allah'ın isimlerinden, her şeyi yapmaya muktedir, zor kullanan

Cebel: Dağ

Cedd: Dede, ata

Cedel: Tartışma, mücadele

Cefa: Eziyet

Cehd: Gayret, çaba

Cehennem: Günahkarların ahirette ateşle cazalandırılacağı mekanın ismi

Cehl: Cehalet, cahillik, bilgisizlik

Cehr: Açıklık

Celal: Büyüklük, ululuk, kuvvetlilik, yücelik

Celd: Değnek

Cemaat: Toplum

Cemi: Çoğul

Cenah: Taraf, yan

Cennet: Bahçe, mü'minlerin dünyada yaptıkları iyiliklerin karşılığı olarak, ahirette Allah tarafından ödüllendirilecekleri mekanın genel adı. İçinde her türlü nimetin bulunduğu bahçeler, bağlar, ırmaklar ve hizmetçilerle dolu köşkler vs.

Ceza: Karşılık, suçun cezası: cehennem, iyiliğin cezası: cennet

Cibriyl: Cebrail, hz. Muhammed (s.A.V.)'e ve diğer peygamberlere vahiy getiren melek

Cibt: Put, sihir, sihirbaz, hayırsız, Allah'tan başka tapılan her şey

Cidal: Mücadele, tartışma, boş tartışma

Cihad: Gayret sarfetme, Allah yolunda mücadele etme, ibadet maksadıyla yapılan her türlü çalışma; elle, dille, malla ve bedenle yapılan tüm faliyetler

Cünah: Günah, suç

Cünd: Ordu

Cürüm: Suç, günah

Cüz: Bölüm, kısım, kur'an 30 cüzdür. (her 20 sayfaya bir cüz denir.)

 

D

Dalalet: Sapıklık, yoldan çıkma

Darr: Yurt, ev, ülke

Delalet: İşaret, yol gösterme

Devlet: Güç,

Din: Kanun, yasa, hüküm

Din günü: İnsanların dünyada yaptıklarından hesaba çekilecekleri gün

Duhâ: Kuşluk vakti

Duhân: Duman, gaz

 

E

Ehl: Sahip, halk, uzman

Emâni: Gerçek dışı, kuruntu ve uydurma bilgi kırıntıları

En'am: Dört ayaklı evcil hayvanlar, nimetler

Enbiya: (Nebi kelimesinin çoğulu) Haberciler, peygamberler

Enfal: Ganimetler

Evliya: (Veli kelimesinin çoğulu) veliler, dostlar, sahipler, yöneticiler, koruyucular

 

F

Fahşa: Kötülük, ahlaksızlık

Faiz: Fazlalık, artış, iki aynı şeyin alış verişinde bir şey karşılığı olmadan alınan veya verilen fazlalık

Fal okları: Eskiden müşrik arapların bir şeyi yapıp yapmama konusunda karar vermek için başvurdukları yollardan biri, birisinde evet, diğerinde hayır yazan iki oktan hangisi çıkarsa ona göre karar verirlermiş

Fani: Gelip geçici, sonlu

Farz: Yapılması Allah tarafından emredilmiş görev

Fasık: Yoldan çıkan, Allah'ın buyruklarını uygulamayan,

Fatır: Bir şeyi hiç yoktan vareden, yaratan

Fatiha: Açış, başlangıç

Fe'âlin limâ yüriyd: Ne isterse yapan, Dilediğini yapan ve kimseye karşı bir sorumluluğu olmayan anlamında Allah'ın bir ismi

Felak: Sabah, bir şeyi yarmak ve birbirinden ayırmak, varlık

Felek: Yörünge, düzen

Fesat: Bozgunculuk

Fetva: sorulan soruyu cevaplama

Fısk: Fasıklık, yoldan çıkış, emirlere baş kaldırma

Firak: Ayrılık

Firavun: Kral, musa (a.S.) Döneminde yaşayan bir kral

Fitne: İmtihan, bozgunculuk, bir kimseyi dininden veya görüşünden döndürmek için işkence etmek

Fuhuş: Taşkınlık, ahlaksızlık çoğulu, fahşa'dır.

Furkan: Hakkı batıldan ayıran ölçü

Fussilet: Açıklanmış, ayrıntılı, tafsilatlı

Fücur: Namussuzluk, ahlaksızlık, haktan sapmak, azgınlık etmek

 

G

Gaflet: Dalgınlık, çeşitli nedenlerle unutma veya bilgisizlik, bilinçsizce hareket etmek, umursamazlık, doğruyu düşünmeden ve araştırmadan yaşamak

Gafur: Bağışlayıcı, affedici, günahları, suçları cezalandırmaktan vazgeçen

Ganimet: Savaşta elde edilen düşmanlara ait mallar

Gaşiye: Bürüyen, örten, her şeyi kaplayan anlamında kıyamet gününü işeret eder.

Gayb: Hazırda olmayan, görünmeyen, bilinmeyen, kayıp, saklı olan

Gazab: Öfke, kızgınlık, razı olmamak, intikam isteği

Gıybet: Birisinin arkasından konuşmak

Gusül: Yıkanmak

Günah: Dini yönden yapılması suç olan davranışlar

 

H

Had: Sınır, yasaklar, Allah'ın kanunları

Hadid: Demir

Hak: Doğru, gerçek, adalet, doğru karar, pay

Hakim: Eğemen, hükmeden, kanun koyan, yöneten

Hamd: Övgü, saygı ve itaat, razılık, hoşnutluk, takdir edilmesi gereken, hakkını teslim etmek

Hanif: Allah'a hiç bir şeyi şirk koşmadan inanan, inancını batıllardan uzuk tutan mü'min kimse

Haram: Yasak, yapılması yasaklanmış şey,

Haset: Çekememezlik, kıskançlık

Haşr: Toplanma, mahşer günü

Haşyet: Korku ve saygı ile çekinme

Hayız: Kadınların özel günleri, aybaşı hali

Helal: Serbest, yapılmasında bir günah olmayan

Hicr: Akıl, Vadil Kura yanında Semut Kavminin yaşadığı yer, hısımlık

Hidayet: Yol gösterme, doğru yol

Hikmet: İnce sebep, bir işin sebep sonuç ilişkisini kavrama

Hilm: Yumuşaklık

Hucurât: Odalar, hücreler, evler

Hudud: Had'din çoğulu, bkz. Had.

Huşu : Korku ve saygı

Hümeze: Başkalarını çekiştirip duran, diliyle iğneleyen, iftiracı

Hüsran: Zarara ve ziyana uğramak, kaybetmek

 

İ

İbadet: Kulluk, kölelik, hizmette emre itaatta ve saygıda devamlılık

İddet müddeti: Kadınlar boşandıklarında yeniden evlenebilmek için beklemeleri gereken süre, (hamile olmayanlar için dört ay on gün, hamileler için doğuruncaya kadar)

İdrak: kavrayış, anlayış

İffet: Namus

İfsat etmek: Bozmak, fesat çıkarmak

İhlas: Arınma, arındırma, saf, arı duru kılma, katışıklardan kurtarma

İhsan: İyilik yapmak

İlah: Yaratıcı, yaşatıcı ve yönetici, hüküm ko6yucu. Tanrı, tek ilah Allah'tır. Başka ilah yoktur.

İlim: Bilgi, İmam: öncü, önder, esas

İman: İnanmak, inanç

İnfak: Allah yolunma malın bir kısımını harcamak, yoksullara, yardıma ihtiyacı olanlara ve Allah yolunda çalışma yapanlara bağışlamak, sadaka vermek

İnfitâr: Ayrılma, yarılma

İnşikak: Ortadan ikiye ayrılma, iki parça olma

İnşirah: Genişleme, açılma, rahatlama

İrade: Dilemek, arzu, istek

İslam: Teslimiyet, selamete erme

İsrâ: Gece yürüyüşü

 

K

Kadir: Gücü yeten, güçlü

Kafir: İnanmayan, inkarcı

Kafirûn: İnanmayanlar, inkar edenler

Kahhar: Kahredici, yok edici

Kamer: Ay

Kariâ: Kıyamet

Karye: Kasaba, kent, ülke

Kasas: Kıssalar, hikayeler

Katl: Öldürme

Kavim: Toplum

Kehf: Mağara (Ashab-ı Kehf) Mağaraya gizlenen gençler)

Kevser: Çok şey

Kısas: Cezada karşılıklılık esası, suçluyu, işlediği suçun aynıyla cezalandırma

Kıstas: Ölçüt, bir şeyin değerini belirleyen ölçü

Kıtal: Savaş, karşılıklı vuruşma, birbirini öldürme

Kıyas: Karşılaştırma

Kuddüs: Yüce, çok kutsal

Kudret: Güç, kuvvet

Kur'an: Allah'ın hz. Muhammed (s.A.V.)'e indirdiği kitabın ismi, okuma

Küfr: Örtme, gizmele, inanmama, inkar

Külli şey: Her şey

 

L

Lağv: Eğlence

Lanet: Alçaklık, uzaklık, kovmak, hayırdan men etmek

Lât: Eski arapların putlarından birinin adı

Latif: Lütufta bulunan,

Leheb: Parıltı, parlak,

Lehv: Oyun, eğlence içinde olmak, boş arzu ve isteklere kapılmak, dünya hayatı, süsleri ve çekiciliği lehv olarak isimlendirilmiştir.

Levha: Üzerinde yazı yazılan geniş ve düz tahta, taş, kemik vb. madde, yazıt.

Levhi Mahfuz: Gizli yazıt, korunmuş yazıt

Levn: Renk,

Leyl: Gece

Lût: Hz. İbrahim Döneminde yaşamış bir peygamber

 

M

Mağfiret: Bağışlama, affetme, günahların örtülmesi

Mahrem: Saygın, korunmuş, hareminde olan, aileden

Maide: Sofra

Maruf: Bilinen, örfe uygun, iyi ve doğru olarak kabul edilen şeyler

Mâûn: Sadaka, küçük yardımlaşmalar

Meal: Yaklaşık anlam, tam karşılığı olmasa da anlatılmak istenen

Meâric: Yükseliş

Medyen: Hz. Salih Peygamber'in kavmi

Melek: Nuranî varlıklar, görevleri Allah'ın emirlerini yerine getirmek olan ve bundan asla dışarı çıkmayan varlıklar.

Menat: Cahiliye Arapları döneminde bir put adı

Mensuh: Nesh edilmiş, hükmü yürürlükten kaldırılmış

Merve: Kabe yakınlarında hacıların arasında sa'y ettikleri iki yerden birisi; diğeri Safa'dır.

Meryem: Hz. İsa'nın annesinin adı

Mescid: Cami, secde edilen, namaz kılınan, ibadet edilen yer

Mescid-i Aksa: Kudüs'te müslümanların ilk kıblesi olan mescid

Mescid-i Dırar: Münafıkların kurduğu, müslümanları bölmek, parçalamak ve onlara zarar vermeyi hedefliyen mescid, Hz. Peygamber tarafından yıktırılmıştır.

Mescid-i haram: Kâbe, beytullah, Müslümanların kıyamete kadar kıblesi olan mescid

Mescid-i Nebi: Medine’deki Peygamber mescidi, Peygamberimizin kabrinin yakınındaki mescid

Meşâiri'l-haram: Hac zamanında Kabe'de ziyaret edilecek muayyen yer. Cebeli Kuzah, Müzdelife gibi yerler

Mikail: Dört büyük melekten biri, Tabiat olaylarının idaresi ile görevli olduğu söylenen melek

Muâhede: Anlaşma, sözleşme

Muhacir: Hicret eden, vatanını terkedip, başka bir ülkeye sığınan sığınmacı

Muhkem: Hükmü açık olan, kesin, net,Muhsin: İyilik sahibi, iyi kimse

Muhkem: Sağlam, hükmü açık olan, muhkem ayetler, anlamları açık olan, anlamı üzerinde bir ihtilaf bulunmayan ayetlerdir.

Mustaz'af: Gücü elinden alınmış, gücsüz kalmış, sömürülmüş,

Mutaffifîn: Ölçü ve tartıyı eksik tutanlar

Mücahid: Cihad eden, mücadele eden, Allah yolunda malı ve canı ile uğraş veren, savaşan kimse

Müddessir: Örtüsüne, elbisesine bürünen

Mü'min: İnanan, güven veren

Münafık: İnanmak ile inkar arasında tereddütte kalan, bazen mü'minlerin yanında bazen de kafirlerin yanında yer alan, gerçek bir inanç ile inanmayıp, inanmış görünerek, mü'minleri aldatmaya çalışan

Münker: Kötülük, istenmeyen, dinen ve aklen kötü, sevimsiz bulunan her şey, insanlık tarafından kabul edilemez olan her türlü davranış ve tutum, Maruf'un (iyiliğin) tersi

Müsrif: İsraf eden, saçıp savuran

Müstağni: İhtiyaçsız olmak, zengin olmak, kimseye ihtiyacı olmayan, kendi kendine yeten

Müstekbir: Büyük olan, kendi kendine yeterli olan, büyüklüğü kendisinden olan, kendi kendine büyüklük taslayan

Müşrik: Şirk koşan, evrenin hakimiyet ve otoritesinde Allah ile beraber başka varlıklarda da güç ve kudret olabileceğine inanan

Müteşabih: Birbirine benzer, anlamı farklı şekillerde yorumlanabilecek, yanlış anlama çekilebilecek türdeki ayetler.

Mütref: Refah ve nimet içinde olan, güç ve zenginlik sahibi azgın, şımarık

Müzzemmil: Gizlenen, elbisesi içinde bürünüp yatan

 

N

Nafaka: Geçim icin yetecek kadar paranın ödenmesi

Nahl: Bal arısı

Nâs: İnsanlar

Nasara: Hıristiyanlar

Nasih: Nesh eden, bir hükmün uygulamasını bir başka hükümle geçersiz kılan

Nasr: Yardım, zafer

Naziât: Söküp alan, çıkaran

Nebe: Haber

Nebi: Haberci, peygamber

Necm: Yıldız

Neml: Karınca

Nisa: Kadınlar

Nüzul: İnme, Kur'an'ın Allah tarafından Peygamber'e inmesi

 

R

Ra'd: Gök gürültüsü

Rab: Sahip, eğiten, yetiştiren, ihtiyaçları gideren, koruyup , gözetleyen, kendisine karşı sorumlu olunan, efendi, hakim, kanun koyucu ve koyduğu kanunları uygulayıp, denetleyen

Rahim: Rahmeti çok olan, merhameti büyük olan, müminlere ahirette her türlü nimeti bahşedecek ve onları cehennem ateşinden koruyacak olan

Rahman: Rahmet edici, acıyan, bağışlayan, merhametli, bu dünyada inanan, inanmayan herkese bol bol veren

Rahmet: Hayır, iyilik ve nimet, bolluk

Raûf: Şefkat ve merhamet sahibi Allah

Resul: Elçi, Peygamber

Rezzak: Rızık veren, rızıklandıran, Kullarına rızık veren Allah'tır.

Rızık: Allah'ın verdiği nimet, yiyecek, içecek, giyecek ve her türlü lütuf

Riba: Faiz,

Risalet: Peygamberlik,

Riya: Gösteriş

Ruh: Allah'ın vahiylerini peygamberlere getiren Cebrail isimli melek, can,

Rusül: Elçiler, peygamberler

 

S

Safha: Aşama

Salat: Namaz, dua, rahmet

Salih: Doğru, uygun

Savm: Oruç, bir işten kendini tutmak, susmak

Semi: İşiten, Allah'ın mi olarak herşeyi duyan

Seyyie: Kötülük, günah

Sırat: YolSünnet: Uygulama, kanun, gidişat

Siyer: Hz. Peygamberin hayatını konu alan ilim dalı

Sûre: ayetler topluluğundan oluşan Kur'an'ın ana  bölümleri, Kur'an'da 114 sure vardır.

Sünnet: Gidişat, adet, kanun, kural

Sünnetullah: Allah'ın kanunu, yasası

 

Ş

Şahid: Tanık, görmüş gibi inanan, kesin bilgi

Şakir: Şükreden, teşekkür eden

Şâri': Kanun koyucu

Şehid: Şahit, tanık, Çoğulu Şühedâ

Şems: Güneş

Şeriat: Kurallar bütünü, Şirk: Ortak koşma eylemi,

Şirk: Ortaklık, Allah'a denk, ortak ve benzer varlıklara inanmak

Şuârâ: Şairler

Şükr: Teşekkür etmek, karşılığını vermek

 

T

Tâbi: Uyan, yolundan giden

Tağut: Azgınlar, taşkınlık edenler, Allah'ın yasalarını çiğneyip, uygulamayanlar

Taharet: Temizlik, banyo yapmak

Tahrif: Bozma, dejenere

Tahrim: Haram kılmak

Takva: Korunma, Allah korkusu ve saygısı ile her türlü kötülük ve günahtan kendini korumak

Talak: Boşama

Tâlut: Allah'ın İsrail oğullarına seçtiği bir komutandır. Calut ile savaşmış ve onu yenmiştir. Calut'u da Talut'un ordusunda bulunan Davut Aleyhisselam öldürmüştür.

Tefsir: Yorum, açıklama, detaylı bilgi

Teğabûn: Aldanan, aldanmış

Tekâsur: Çoğalma, çokluk

Tekvîr: Dürme, dolama

Tereke: Miras, ölenin geride bıraktığı mal,

Tesbih: Eksik ve noksanlıklardan uzak olan,

Tevbe: Yönelmek, dönmek, pişman olmak

Teveccüh: Yönelmek

Tevekkül: Bağlanmak, vekil edinmek, güvenip, dayanma

Tevil: 1. Gerçek anlamını bulma 2. Saptırma, anlamını çarpıtma

Tevrat: Hz. Musa'ya indirilen kitap

Tevvâb: Tevbeleri çok kabul eden,

Teyemmüm: Abdest alacak su olmadığı veya abdest almayı önleyen bir durum bulunduğu zaman ellerin temiz toprağa vurularak yüze ve dirseklere kadar kollara sürülmesi ile yapılan bir ibadet,

Tilavet: Takip etme, okuma, özellikle Kur'an okuma, Kur'an'ı izleme, aktarma, uyma, tabi olma

Tîn: İncir

Tufan: Hz. Nuh Aleyhisselam döneminde meydana gelen ve tüm dünyanın su altında kalması olayının ismi

Tuğyan: Taşkınlık, azgınlık, tağutun fiili, Tûr: Dağ anlamına gelir, özellikle Sinâ Dağı için kullanılır.

 

U

Ulu'l-azm: Azamet sahibi, büyük, sebat ve sabır ehli, kararlılık gösterenler. Büyük peygamberler için kullanılır.

Ulu'l-emr: Emir ve yetki sahipleri,

Uzza: Lât, Menat gibi Cahiliye dönemi müşrik arapların putlarından birisidir.

Ümmet: Toplum

Ümmi: Okur yazar olmayan, kitapsız

Ümmül Kitap: Kitabın anası, esası, temelini oluşturan ayetler.

 

V

Vaad: Verilen söz, mükafaat verme sözü, cennet müjdesi

Vaid: Verilen ceza sözü, azapla uyarı, cehennem tehdidi

Vasat: Orta, adil,

Vecih: Yüz, yön

Vehim: Kuruntu

Veli: Sahip, koruyucu, dost, yönetici

Vesvese: Fısıltı, gizli ses, fiskos, insanın içine düşen şüphe, vehim

 

Y

Yakîn: Kesin bilgi, inanç, düşünce, ölüm

Ye'cüc ve Me'cüc: Kur’an'da adı geçen iki kabile ismi, Hz. Zulkarneyn Döneminde yaşadıkları ve Zulkarneyn'in başkalarının haklarına tecavüz edememeleri için etraflarına demirden set çekerek ablukaya aldığı belirtilen topluluklar.

Yemîn: Sağ yan, sağ, güç ve kudret, ant, sözün doğruluğuna birisini veya bir şeyi şahit tutma

Ye's: Ümitsizlik hali,

 

Z

Zaaf: Güç ve kuvvettin olmaması, zayıflık, eksiklik

Zâhir: Ortada olan, ortaya koyan

Zakkum: Cehennem yiyeceği, acı, kötü kokulu ve iğrenç bir yiyecek olarak cehennemliklere takdim edileceği Kur’an'da belirtiliyor.

Zan: Sanı, kesin bir bilgiye dayanmayan tahmin, düşünce

Zâriât: Tozutup, savuranlar

Zebani: Cehennemin bekçilerine verilen isim

Zebur: Hz. Davut Aleyhisselam'a indirilen kitap

Zekat: Arıtmak, malın bir kısmını Allah'ın belirlediği yerlere vermek, (Yoksullar, çalışamayacak durumda olanlar, yolda kalanlar, özgürlük için çalışanlar, zekatı toplamakla görevli olanlar, borçlular, Allah yolunda ve kalpleri İslam'a ısındırılanlar)

Zıhar: Bir adamın, eşini, annesinin yerine koyarak ondan boşanmak için bir vesile kılması, "senin sırtın bana annemin sırtı gibidir." demesi, eski arap geleneğinde olan bir bozuk ahlak örneği.

Zikir ehli: Kitap ehli, bir işi veya olayı bilenler, hatırlayanlar

Zikir: Anma, hatırlama, öğüt, düşünme, şeref, Tevrat'ın ve Kur'an-ı Kerim'in "öğüt veren kitap" anlamında adı.

Zillet: aşağılanma, rezil olma, ayağı kaymak,

Zilzal: Deprem, zelzele, sarsıntı

Ziynet: Kadınların süslenmek için taktıkları süs eşyaları

Zuhruf: Süs, ziynet, dünya süsü

Zu'l -intikam: İntikam alan, bir suçun cezasını veren

Zulm: Haksızlık,

Zulümat: Karanlıklar, aydınlığın tersi

Zümer: Bölükler, gruplar, kısımlar