A
A'la:
En yüce
A'raf:
Cennet ile cehennem arasında bir geçiş noktası, oradan geçerken
insanlar hem cehennemlikleri görecek hem de cennettekileri
görecektir. Bu geçiş sürecinden bahseden ayetler A'raf Sûresine isim
vermiştir.
Arafat:
Hacda vakfe yapılan yer
Abd:
Kul, köle
Abdest:
Namaz kılmak için yapılan temizlik, ellerin yıkanması, ağıza ve
burna üç kez su verip, çıkarma, yüzü ve kolları dirseklere kadar
yıkamak, başı mest edip, ayakları da topuklara kadar yıkamak
suretiyle alınır.
Abese:
Yüz ekşitmek, hoşnutsuzluğunu belirtmek anlamına gelir. Hz.
Muhammed'e gözleri görmeyen bir adam gelip, dini öğrenmek istediğini
belirtmiş, Hz. Peygamberin o sıra Mekke’nin ileri gelenleri ile
görüşüyor olması dolayısıyla onun oraya gelmesi hoşuna gitmemiş ve
yüzünü ekşitmişti. Allahu Teala Abese Sûresi ile Hz. Muhammed
(s.a.v.)'i uyarmıştı.
Âd:
Eski devirlerde yaşamış bir toplum
Adiyât:
Koşu atı anlamına gelir. Adalet: haksızlık yapmamak, orta yolu
tutmak, hakkını vermek, doğruluk, eşitlik
Ahd:
Anlaşma, söz verme, sözleşme
Ahiret:
Son, ölümden sonraki hayat
Ahzab:
Hizipler, gruplar anlamına gelir. Hendek Savaşında 10.000 civarında
müşrik ve kafir toplayarak birlik oluşturup, İslam'ı, Hz. Muhammed'i
ve müslümanları yok etmek için bir araya gelmişlerdi. Ancak sonuçta
zafer Allah'ın izniyle mü'minlerin olmuştu.
Akit:
Sözleşme
Alak:
Yapışan, tutunan, empriyo halindeki hücre.
Âl-i Firavun:
Firavun ailesi, hanedanlığı
Âl-i İmran:
İmran Ailesi
Alim:
bilgin, Allah'ın isimlerinden, her şeyi bilen
Allah:
Yerleri ve gökleri, tüm evreni yaratıp, yaşatan ve hakimiyeti
altında tutan tek ilahın adı. El- İlah
Ankebût:
Örümcek
A'raf:
cennet ile cehennem arasında bir geçiş yeri,
Arş:
Taht, hakimiyet,
Ashab:
Sahibler, dostlar, halk
Asr:
Zaman, yüzyıl, ikindi vakti
Ayet:
Belge, işaret, kur’an'ın cümleleri veya cümle toplulukları,
Kur'an'da 6231 ayet vardır.
Azap:
Ceza
Azer:
Hz. İbrahim'in babasının adı.
Azil:
Bırakma, özgürleştirme
Azim:
Büyük, ulu
Aziz:
Yüce, değerli, şerefli, onurlu, güçlü
B
Baal:
Müşriklerin taptığı bir put adı
Bab:
Kapı, bölüm, konu başlığı
Babil:
Eski çağlarda bir başkent
Bağy:
Azgınlık, taşkınlık, çekememezlik
Bakara:
Sığır, inek
Ba's:
Yeniden diriliş, gönderme, gönderiş
Basir:
Gören, ileriyi gören
Basiret:
İleri görüşlülük
Batıl:
Aslı olmayan, gerçek dışı,
Batın:
İç, karın, gizleyen
Bedi':
Bir örneği olmadan, eşsiz ve benzersiz olarak yaratan
Bedir
: Ay'ın dolunay hali, Mekke ile Medine arasında bir mevki, Hz.
Peygamberin müşriklerle yaptığı savaşa verilen ad.
Belağat:
açıklık, edebî,
Beled:
Belde, şehir
Beni
adem: Adem oğlu, insan
Bereket:
Nimette bolluk ve iyilik
Berr:
İyilik
Beşer:
İnsan
Beyan:
Açıklama
Beyt:
Ev, beytullah: kabe
Beyyine:
Açıklama, belge
Bid'at:
Sonradan çıkan, türedi
Birr:
İyilik,
Burhan:
Belge
Buruc:
Burçlar
C
Cahil:
Bilgisiz, ilmi olmayan
Cahîm:
Cehennem ateşi
Caiz:
Yapılmasında dinen bir sakınca olmayan şey
Calut:
Talut ile savaşan kafir komutanın ismi, davut aleyhisselam
tarafından öldürülmüştür.
Casiye:
Diz üstü yere yığılma, yer çökme
Cebbar:
Allah'ın isimlerinden, her şeyi yapmaya muktedir, zor kullanan
Cebel:
Dağ
Cedd:
Dede, ata
Cedel:
Tartışma, mücadele
Cefa:
Eziyet
Cehd:
Gayret, çaba
Cehennem:
Günahkarların ahirette ateşle cazalandırılacağı mekanın ismi
Cehl:
Cehalet, cahillik, bilgisizlik
Cehr:
Açıklık
Celal:
Büyüklük, ululuk, kuvvetlilik, yücelik
Celd:
Değnek
Cemaat:
Toplum
Cemi:
Çoğul
Cenah:
Taraf, yan
Cennet:
Bahçe, mü'minlerin dünyada yaptıkları iyiliklerin karşılığı olarak,
ahirette Allah tarafından ödüllendirilecekleri mekanın genel adı.
İçinde her türlü nimetin bulunduğu bahçeler, bağlar, ırmaklar ve
hizmetçilerle dolu köşkler vs.
Ceza:
Karşılık, suçun cezası: cehennem, iyiliğin cezası: cennet
Cibriyl:
Cebrail, hz. Muhammed (s.A.V.)'e ve diğer peygamberlere vahiy
getiren melek
Cibt:
Put, sihir, sihirbaz, hayırsız, Allah'tan başka tapılan her şey
Cidal:
Mücadele, tartışma, boş tartışma
Cihad:
Gayret sarfetme, Allah yolunda mücadele etme, ibadet maksadıyla
yapılan her türlü çalışma; elle, dille, malla ve bedenle yapılan tüm
faliyetler
Cünah:
Günah, suç
Cünd:
Ordu
Cürüm:
Suç, günah
Cüz:
Bölüm, kısım, kur'an 30 cüzdür. (her 20 sayfaya bir cüz denir.)
D
Dalalet:
Sapıklık, yoldan çıkma
Darr:
Yurt, ev, ülke
Delalet:
İşaret, yol gösterme
Devlet:
Güç,
Din:
Kanun, yasa, hüküm
Din günü:
İnsanların dünyada yaptıklarından hesaba çekilecekleri gün
Duhâ:
Kuşluk vakti
Duhân:
Duman, gaz
E
Ehl:
Sahip, halk, uzman
Emâni:
Gerçek dışı, kuruntu ve uydurma bilgi kırıntıları
En'am:
Dört ayaklı evcil hayvanlar, nimetler
Enbiya:
(Nebi kelimesinin çoğulu) Haberciler, peygamberler
Enfal:
Ganimetler
Evliya:
(Veli kelimesinin çoğulu) veliler, dostlar, sahipler, yöneticiler,
koruyucular
F
Fahşa:
Kötülük, ahlaksızlık
Faiz:
Fazlalık, artış, iki aynı şeyin alış verişinde bir şey karşılığı
olmadan alınan veya verilen fazlalık
Fal okları:
Eskiden müşrik arapların bir şeyi yapıp yapmama konusunda karar
vermek için başvurdukları yollardan biri, birisinde evet, diğerinde
hayır yazan iki oktan hangisi çıkarsa ona göre karar verirlermiş
Fani:
Gelip geçici, sonlu
Farz:
Yapılması Allah tarafından emredilmiş görev
Fasık:
Yoldan çıkan, Allah'ın buyruklarını uygulamayan,
Fatır:
Bir şeyi hiç yoktan vareden, yaratan
Fatiha:
Açış, başlangıç
Fe'âlin limâ
yüriyd:
Ne isterse yapan, Dilediğini yapan ve kimseye karşı bir sorumluluğu
olmayan anlamında Allah'ın bir ismi
Felak:
Sabah, bir şeyi yarmak ve birbirinden ayırmak, varlık
Felek:
Yörünge, düzen
Fesat:
Bozgunculuk
Fetva:
sorulan soruyu cevaplama
Fısk:
Fasıklık, yoldan çıkış, emirlere baş kaldırma
Firak:
Ayrılık
Firavun:
Kral, musa (a.S.) Döneminde yaşayan bir kral
Fitne:
İmtihan, bozgunculuk, bir kimseyi dininden veya görüşünden döndürmek
için işkence etmek
Fuhuş:
Taşkınlık, ahlaksızlık çoğulu, fahşa'dır.
Furkan:
Hakkı batıldan ayıran ölçü
Fussilet:
Açıklanmış, ayrıntılı, tafsilatlı
Fücur:
Namussuzluk, ahlaksızlık, haktan sapmak, azgınlık etmek
G
Gaflet:
Dalgınlık, çeşitli nedenlerle unutma veya bilgisizlik, bilinçsizce
hareket etmek, umursamazlık, doğruyu düşünmeden ve araştırmadan
yaşamak
Gafur:
Bağışlayıcı, affedici, günahları, suçları cezalandırmaktan vazgeçen
Ganimet:
Savaşta elde edilen düşmanlara ait mallar
Gaşiye:
Bürüyen, örten, her şeyi kaplayan anlamında kıyamet gününü işeret
eder.
Gayb:
Hazırda olmayan, görünmeyen, bilinmeyen, kayıp, saklı olan
Gazab:
Öfke, kızgınlık, razı olmamak, intikam isteği
Gıybet:
Birisinin arkasından konuşmak
Gusül:
Yıkanmak
Günah:
Dini yönden yapılması suç olan davranışlar
H
Had:
Sınır, yasaklar, Allah'ın kanunları
Hadid:
Demir
Hak:
Doğru, gerçek, adalet, doğru karar, pay
Hakim:
Eğemen, hükmeden, kanun koyan, yöneten
Hamd:
Övgü, saygı ve itaat, razılık, hoşnutluk, takdir edilmesi gereken,
hakkını teslim etmek
Hanif:
Allah'a hiç bir şeyi şirk koşmadan inanan, inancını batıllardan uzuk
tutan mü'min kimse
Haram:
Yasak, yapılması yasaklanmış şey,
Haset:
Çekememezlik, kıskançlık
Haşr:
Toplanma, mahşer günü
Haşyet:
Korku ve saygı ile çekinme
Hayız:
Kadınların özel günleri, aybaşı hali
Helal:
Serbest, yapılmasında bir günah olmayan
Hicr:
Akıl, Vadil Kura yanında Semut Kavminin yaşadığı yer, hısımlık
Hidayet:
Yol gösterme, doğru yol
Hikmet:
İnce sebep, bir işin sebep sonuç ilişkisini kavrama
Hilm:
Yumuşaklık
Hucurât:
Odalar, hücreler, evler
Hudud:
Had'din çoğulu, bkz. Had.
Huşu
: Korku ve saygı
Hümeze:
Başkalarını çekiştirip duran, diliyle iğneleyen, iftiracı
Hüsran:
Zarara ve ziyana uğramak, kaybetmek
İ
İbadet:
Kulluk, kölelik, hizmette emre itaatta ve saygıda devamlılık
İddet müddeti:
Kadınlar boşandıklarında yeniden evlenebilmek için beklemeleri
gereken süre, (hamile olmayanlar için dört ay on gün, hamileler için
doğuruncaya kadar)
İdrak:
kavrayış, anlayış
İffet:
Namus
İfsat etmek:
Bozmak, fesat çıkarmak
İhlas:
Arınma, arındırma, saf, arı duru kılma, katışıklardan kurtarma
İhsan:
İyilik yapmak
İlah:
Yaratıcı, yaşatıcı ve yönetici, hüküm ko6yucu. Tanrı, tek ilah
Allah'tır. Başka ilah yoktur.
İlim:
Bilgi, İmam: öncü, önder, esas
İman:
İnanmak, inanç
İnfak:
Allah yolunma malın bir kısımını harcamak, yoksullara, yardıma
ihtiyacı olanlara ve Allah yolunda çalışma yapanlara bağışlamak,
sadaka vermek
İnfitâr:
Ayrılma, yarılma
İnşikak:
Ortadan ikiye ayrılma, iki parça olma
İnşirah:
Genişleme, açılma, rahatlama
İrade:
Dilemek, arzu, istek
İslam:
Teslimiyet, selamete erme
İsrâ:
Gece yürüyüşü
K
Kadir:
Gücü yeten, güçlü
Kafir:
İnanmayan, inkarcı
Kafirûn:
İnanmayanlar, inkar edenler
Kahhar:
Kahredici, yok edici
Kamer:
Ay
Kariâ:
Kıyamet
Karye:
Kasaba, kent, ülke
Kasas:
Kıssalar, hikayeler
Katl:
Öldürme
Kavim:
Toplum
Kehf:
Mağara (Ashab-ı Kehf) Mağaraya gizlenen gençler)
Kevser:
Çok şey
Kısas:
Cezada karşılıklılık esası, suçluyu, işlediği suçun aynıyla
cezalandırma
Kıstas:
Ölçüt, bir şeyin değerini belirleyen ölçü
Kıtal:
Savaş, karşılıklı vuruşma, birbirini öldürme
Kıyas:
Karşılaştırma
Kuddüs:
Yüce, çok kutsal
Kudret:
Güç, kuvvet
Kur'an:
Allah'ın hz. Muhammed (s.A.V.)'e indirdiği kitabın ismi, okuma
Küfr:
Örtme, gizmele, inanmama, inkar
Külli şey:
Her şey
L
Lağv:
Eğlence
Lanet:
Alçaklık, uzaklık, kovmak, hayırdan men etmek
Lât:
Eski arapların putlarından birinin adı
Latif:
Lütufta bulunan,
Leheb:
Parıltı, parlak,
Lehv:
Oyun, eğlence içinde olmak, boş arzu ve isteklere kapılmak, dünya
hayatı, süsleri ve çekiciliği lehv olarak isimlendirilmiştir.
Levha:
Üzerinde yazı yazılan geniş ve düz tahta, taş, kemik vb. madde,
yazıt.
Levhi Mahfuz:
Gizli yazıt, korunmuş yazıt
Levn:
Renk,
Leyl:
Gece
Lût:
Hz. İbrahim Döneminde yaşamış bir peygamber
M
Mağfiret:
Bağışlama, affetme, günahların örtülmesi
Mahrem:
Saygın, korunmuş, hareminde olan, aileden
Maide:
Sofra
Maruf:
Bilinen, örfe uygun, iyi ve doğru olarak kabul edilen şeyler
Mâûn:
Sadaka, küçük yardımlaşmalar
Meal:
Yaklaşık anlam, tam karşılığı olmasa da anlatılmak istenen
Meâric:
Yükseliş
Medyen:
Hz. Salih Peygamber'in kavmi
Melek:
Nuranî varlıklar, görevleri Allah'ın emirlerini yerine getirmek olan
ve bundan asla dışarı çıkmayan varlıklar.
Menat:
Cahiliye Arapları döneminde bir put adı
Mensuh:
Nesh edilmiş, hükmü yürürlükten kaldırılmış
Merve:
Kabe yakınlarında hacıların arasında sa'y ettikleri iki yerden
birisi; diğeri Safa'dır.
Meryem:
Hz. İsa'nın annesinin adı
Mescid:
Cami, secde edilen, namaz kılınan, ibadet edilen yer
Mescid-i
Aksa: Kudüs'te müslümanların ilk kıblesi olan mescid
Mescid-i Dırar:
Münafıkların kurduğu, müslümanları bölmek, parçalamak ve onlara
zarar vermeyi hedefliyen mescid, Hz. Peygamber tarafından
yıktırılmıştır.
Mescid-i haram:
Kâbe, beytullah, Müslümanların kıyamete kadar kıblesi olan mescid
Mescid-i Nebi:
Medine’deki Peygamber mescidi, Peygamberimizin kabrinin yakınındaki
mescid
Meşâiri'l-haram:
Hac zamanında Kabe'de ziyaret edilecek muayyen yer. Cebeli Kuzah,
Müzdelife gibi yerler
Mikail:
Dört büyük melekten biri, Tabiat olaylarının idaresi ile görevli
olduğu söylenen melek
Muâhede:
Anlaşma, sözleşme
Muhacir:
Hicret eden, vatanını terkedip, başka bir ülkeye sığınan sığınmacı
Muhkem:
Hükmü açık olan, kesin, net,Muhsin: İyilik sahibi, iyi kimse
Muhkem:
Sağlam, hükmü açık olan, muhkem ayetler, anlamları açık olan, anlamı
üzerinde bir ihtilaf bulunmayan ayetlerdir.
Mustaz'af:
Gücü elinden alınmış, gücsüz kalmış, sömürülmüş,
Mutaffifîn:
Ölçü ve tartıyı eksik tutanlar
Mücahid:
Cihad eden, mücadele eden, Allah yolunda malı ve canı ile uğraş
veren, savaşan kimse
Müddessir:
Örtüsüne, elbisesine bürünen
Mü'min:
İnanan, güven veren
Münafık:
İnanmak ile inkar arasında tereddütte kalan, bazen mü'minlerin
yanında bazen de kafirlerin yanında yer alan, gerçek bir inanç ile
inanmayıp, inanmış görünerek, mü'minleri aldatmaya çalışan
Münker:
Kötülük, istenmeyen, dinen ve aklen kötü, sevimsiz bulunan her şey,
insanlık tarafından kabul edilemez olan her türlü davranış ve tutum,
Maruf'un (iyiliğin) tersi
Müsrif:
İsraf eden, saçıp savuran
Müstağni:
İhtiyaçsız olmak, zengin olmak, kimseye ihtiyacı olmayan, kendi
kendine yeten
Müstekbir:
Büyük olan, kendi kendine yeterli olan, büyüklüğü kendisinden olan,
kendi kendine büyüklük taslayan
Müşrik:
Şirk koşan, evrenin hakimiyet ve otoritesinde Allah ile beraber
başka varlıklarda da güç ve kudret olabileceğine inanan
Müteşabih:
Birbirine benzer, anlamı farklı şekillerde yorumlanabilecek, yanlış
anlama çekilebilecek türdeki ayetler.
Mütref:
Refah ve nimet içinde olan, güç ve zenginlik sahibi azgın, şımarık
Müzzemmil:
Gizlenen, elbisesi içinde bürünüp yatan
N
Nafaka:
Geçim icin yetecek kadar paranın ödenmesi
Nahl:
Bal arısı
Nâs:
İnsanlar
Nasara:
Hıristiyanlar
Nasih:
Nesh eden, bir hükmün uygulamasını bir başka hükümle geçersiz kılan
Nasr:
Yardım, zafer
Naziât:
Söküp alan, çıkaran
Nebe:
Haber
Nebi:
Haberci, peygamber
Necm:
Yıldız
Neml:
Karınca
Nisa:
Kadınlar
Nüzul:
İnme, Kur'an'ın Allah tarafından Peygamber'e inmesi
R
Ra'd:
Gök gürültüsü
Rab:
Sahip, eğiten, yetiştiren, ihtiyaçları gideren, koruyup ,
gözetleyen, kendisine karşı sorumlu olunan, efendi, hakim, kanun
koyucu ve koyduğu kanunları uygulayıp, denetleyen
Rahim:
Rahmeti çok olan, merhameti büyük olan, müminlere ahirette her türlü
nimeti bahşedecek ve onları cehennem ateşinden koruyacak olan
Rahman:
Rahmet edici, acıyan, bağışlayan, merhametli, bu dünyada inanan,
inanmayan herkese bol bol veren
Rahmet:
Hayır, iyilik ve nimet, bolluk
Raûf:
Şefkat ve merhamet sahibi Allah
Resul:
Elçi, Peygamber
Rezzak:
Rızık veren, rızıklandıran, Kullarına rızık veren Allah'tır.
Rızık:
Allah'ın verdiği nimet, yiyecek, içecek, giyecek ve her türlü lütuf
Riba:
Faiz,
Risalet:
Peygamberlik,
Riya:
Gösteriş
Ruh:
Allah'ın vahiylerini peygamberlere getiren Cebrail isimli melek,
can,
Rusül:
Elçiler, peygamberler
S
Safha:
Aşama
Salat:
Namaz, dua, rahmet
Salih:
Doğru, uygun
Savm:
Oruç, bir işten kendini tutmak, susmak
Semi:
İşiten, Allah'ın mi olarak herşeyi duyan
Seyyie:
Kötülük, günah
Sırat:
YolSünnet: Uygulama, kanun, gidişat
Siyer:
Hz. Peygamberin hayatını konu alan ilim dalı
Sûre:
ayetler topluluğundan oluşan Kur'an'ın ana bölümleri, Kur'an'da 114
sure vardır.
Sünnet:
Gidişat, adet, kanun, kural
Sünnetullah:
Allah'ın kanunu, yasası
Ş
Şahid:
Tanık, görmüş gibi inanan, kesin bilgi
Şakir:
Şükreden, teşekkür eden
Şâri':
Kanun koyucu
Şehid:
Şahit, tanık, Çoğulu Şühedâ
Şems:
Güneş
Şeriat:
Kurallar bütünü, Şirk: Ortak koşma eylemi,
Şirk:
Ortaklık, Allah'a denk, ortak ve benzer varlıklara inanmak
Şuârâ:
Şairler
Şükr:
Teşekkür etmek, karşılığını vermek
T
Tâbi:
Uyan, yolundan giden
Tağut:
Azgınlar, taşkınlık edenler, Allah'ın yasalarını çiğneyip,
uygulamayanlar
Taharet:
Temizlik, banyo yapmak
Tahrif:
Bozma, dejenere
Tahrim:
Haram kılmak
Takva:
Korunma, Allah korkusu ve saygısı ile her türlü kötülük ve günahtan
kendini korumak
Talak:
Boşama
Tâlut:
Allah'ın İsrail oğullarına seçtiği bir komutandır. Calut ile
savaşmış ve onu yenmiştir. Calut'u da Talut'un ordusunda bulunan
Davut Aleyhisselam öldürmüştür.
Tefsir:
Yorum, açıklama, detaylı bilgi
Teğabûn:
Aldanan, aldanmış
Tekâsur:
Çoğalma, çokluk
Tekvîr:
Dürme, dolama
Tereke:
Miras, ölenin geride bıraktığı mal,
Tesbih:
Eksik ve noksanlıklardan uzak olan,
Tevbe:
Yönelmek, dönmek, pişman olmak
Teveccüh:
Yönelmek
Tevekkül:
Bağlanmak, vekil edinmek, güvenip, dayanma
Tevil:
1. Gerçek anlamını bulma 2. Saptırma, anlamını çarpıtma
Tevrat:
Hz. Musa'ya indirilen kitap
Tevvâb:
Tevbeleri çok kabul eden,
Teyemmüm:
Abdest alacak su olmadığı veya abdest almayı önleyen bir durum
bulunduğu zaman ellerin temiz toprağa vurularak yüze ve dirseklere
kadar kollara sürülmesi ile yapılan bir ibadet,
Tilavet:
Takip etme, okuma, özellikle Kur'an okuma, Kur'an'ı izleme, aktarma,
uyma, tabi olma
Tîn:
İncir
Tufan:
Hz. Nuh Aleyhisselam döneminde meydana gelen ve tüm dünyanın su
altında kalması olayının ismi
Tuğyan:
Taşkınlık, azgınlık, tağutun fiili, Tûr: Dağ anlamına gelir,
özellikle Sinâ Dağı için kullanılır.
U
Ulu'l-azm:
Azamet sahibi, büyük, sebat ve sabır ehli, kararlılık gösterenler.
Büyük peygamberler için kullanılır.
Ulu'l-emr:
Emir ve yetki sahipleri,
Uzza:
Lât, Menat gibi Cahiliye dönemi müşrik arapların putlarından
birisidir.
Ümmet:
Toplum
Ümmi:
Okur yazar olmayan, kitapsız
Ümmül Kitap:
Kitabın anası, esası, temelini oluşturan ayetler.
V
Vaad:
Verilen söz, mükafaat verme sözü, cennet müjdesi
Vaid:
Verilen ceza sözü, azapla uyarı, cehennem tehdidi
Vasat:
Orta, adil,
Vecih:
Yüz, yön
Vehim:
Kuruntu
Veli:
Sahip, koruyucu, dost, yönetici
Vesvese:
Fısıltı, gizli ses, fiskos, insanın içine düşen şüphe, vehim
Y
Yakîn:
Kesin bilgi, inanç, düşünce, ölüm
Ye'cüc ve Me'cüc:
Kur’an'da adı geçen iki kabile ismi, Hz. Zulkarneyn Döneminde
yaşadıkları ve Zulkarneyn'in başkalarının haklarına tecavüz
edememeleri için etraflarına demirden set çekerek ablukaya aldığı
belirtilen topluluklar.
Yemîn:
Sağ yan, sağ, güç ve kudret, ant, sözün doğruluğuna birisini veya
bir şeyi şahit tutma
Ye's:
Ümitsizlik hali,
Z
Zaaf:
Güç ve kuvvettin olmaması, zayıflık, eksiklik
Zâhir:
Ortada olan, ortaya koyan
Zakkum:
Cehennem yiyeceği, acı, kötü kokulu ve iğrenç bir yiyecek olarak
cehennemliklere takdim edileceği Kur’an'da belirtiliyor.
Zan:
Sanı, kesin bir bilgiye dayanmayan tahmin, düşünce
Zâriât:
Tozutup, savuranlar
Zebani:
Cehennemin bekçilerine verilen isim
Zebur:
Hz. Davut Aleyhisselam'a indirilen kitap
Zekat:
Arıtmak, malın bir kısmını Allah'ın belirlediği yerlere vermek,
(Yoksullar, çalışamayacak durumda olanlar, yolda kalanlar, özgürlük
için çalışanlar, zekatı toplamakla görevli olanlar, borçlular, Allah
yolunda ve kalpleri İslam'a ısındırılanlar)
Zıhar:
Bir adamın, eşini, annesinin yerine koyarak ondan boşanmak için bir
vesile kılması, "senin sırtın bana annemin sırtı gibidir." demesi,
eski arap geleneğinde olan bir bozuk ahlak örneği.
Zikir ehli:
Kitap ehli, bir işi veya olayı bilenler, hatırlayanlar
Zikir:
Anma, hatırlama, öğüt, düşünme, şeref, Tevrat'ın ve Kur'an-ı
Kerim'in "öğüt veren kitap" anlamında adı.
Zillet:
aşağılanma, rezil olma, ayağı kaymak,
Zilzal:
Deprem, zelzele, sarsıntı
Ziynet:
Kadınların süslenmek için taktıkları süs eşyaları
Zuhruf:
Süs, ziynet, dünya süsü
Zu'l -intikam:
İntikam alan, bir suçun cezasını veren
Zulm:
Haksızlık,
Zulümat:
Karanlıklar, aydınlığın tersi
Zümer:
Bölükler, gruplar, kısımlar