e-kuran.net

1. Bölüm

KUR’AN HAKKINDA

 

GENEL BİLGİLER

Giriş Sayfası
Genel Bilgiler
Kur'an'ın İsimleri
Sure Adları
Allah'ın Vahyi
Hz. Muhammed'e
Yazıya Geçirilmesi
Tahrifattan Korunma

 

A. ALLAH'IN VAHYİ

 

Kur'an araştırmacısının ve Kendini Kur'an'a göre yaşamak zorunda hisseden her müslümanın bilmesi gereken konuların başında Kur'an hakkında temel bilgilere sahip olmak gelir. Öncelikle Kur'an'ın alelade bir kitap değil Yüce Rabbin vahyi olduğu gerçeğini bilmelidir. Kur'an'a bu gözle bakmak ve Kur'an'ı tetkik ederken; rabbin sözlerini, konuşmasını, hitabını dinlemenin vecdi içinde olmak insanı daha dikkatli ve özenli olmaya hata yapmaktan daha çok çekinmeye yöneltir.

Kur'an'ın Allah'ın vahyi olması; O'nun beşeri kitaplarla karıştırılmaması ve insanların yazdıklarıyla mukayese bile edilemeyecek yegane mihenk taşı olduğunun kavranmasını gerekli kılar. O'nun Allah'ın (c.c.) sözü olduğuna iman eden birisinin, O'nun karşısına bir beşeri kaynak çıkararak, 'hangisini tercih etmeliyim?' gibi bir çelişki ve tereddüt içinde olması düşünülemez.Kur'an'ın Allah'ın vahyi olduğuna Kur'an'ın kendisi delil olarak yeter. Kur'an'ı hakkıyla tetkik etmiş insaf sahibi her ilim adamı, Kur'an'ın edebi uslubu, çelişkisiz ifadeleri ve beyan ettiği ilmi gerçekler karşısında, hiç bir beşerin eşini ve benzerini yapamayacağını itiraf etmek zorunda kalır. Beşerin benzerini yapmaktan aciz kaldığı bir eser ise ancak Allah'ın eseri olabilir. İnsanoğlunu kur'an gibi bağlayıcı Kur'an dışında bir kaynağın olmadığına inanmayan kimseler buna sebep olarak 'eğer onları kabul etmezlerse, Kur'an'ı onlara tanıtan kaynakların bağlayıcılığının kalkmasıyla Kur'an'a da kolaylıkla itirazların gelebileceği' korkusunu taşıyorlar. Oysa bu yersiz korku, Kur'an'ı gereği gibi yeterince tanımamaktan, Kur'an'ı usulüne uygun olarak okuyup, düşünmemekten doğmaktadır.

Rabbul Alemîn'in Kur'an'dan şüphe içinde olan insanlara meydan okurken buyurduğu:

"Eğer kulumuza indirdiğimizden şüphe ediyorsaniz, bu durumda siz de bunun benzeri olan bir sure getirin ve doğru kimselerdenseniz Allah'tan başka şahitlerinizi de yardıma çağırın. Ama, yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız.- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının." (Bakara: 23-24) ayetlerini iyice idrak etmek gerekmektedir.Şu bir vakıadır ki o günden bu güne değin, rabbin bu çağrısına cevap verecek ve verdiği cevap gerçekten haklı olacak hiç kimse çıkamamıştır. Böylesi bir işe cüret edip, ayetler yazdığını iddia eden kimselere en yakın çevrelerinden bile gülüp geçilmiştir. Hasta ruhlu insanların dışında hiç bir akli ve ilmi seviyeli bir eser Kur'an'la boy ölçüşmek gayesiyle kaleme alınmamıştır.

Her devirde kendisine ilham adıyla vahiy geldiği iddiasında bulunanlar ise her halükarda bu vahiylerini(!) Kur'an'a onaylatma ihtiyacını her zaman hissetmişlerdir. Yani onların eserlerinin doğru ve ilahî esintilerle yazıldığını iddia edenler her zaman kendilerini haklı veya haksız Kur'an'la savunmaktan uzak duramamışlardır. Eğer Kur'an'a imanımız O'nun açıkladığı gerçeklere, olağan üstü ifade kabiliyetine, çelişkisizliğine ve ilahî mesajlara değil de geleneksel kültüre tabi olmaktan ibaret ise o zaman biz, sadece bir kültür mirascısı olarak, İslam coğrafyasında yaşadığımız ve atalarımızın da bize böyle bir miras bırakmış olduğu için Kur'an'a inanan bir taklikçi sayılırız. Yani biz, bu topraklarda değil de Kur'an yerine başka kitaplara inanan insanların arasında dünyaya gelmiş olsaydık o zaman da, Kur'an'a iman yerine onlara inanan, düşünme ve değerlendirme melekelerinden yoksun birer insan olurduk. Oysa evrensel olan Allah'ın mesajı düşünen tüm insanları muhatap almakta ve onlara yol göstermektedir.