4. NİSA SÛRESİ
(Medine Döneminde inmiş
sûrelerdendir. aile hayatı, evlenme boşanma, miras hukuku gibi konular
işlenmiştir. Kadın haklarıyla ilgili geniş açıklamalar yer aldığı için
"kadınlar" ismini almıştır. 176 ayettir.)
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla..
1.
Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan, ondan da eşini yaratan, bu ikisinden
de bir çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinizden korkun. O Allah' tan
korkun ki Onun adına birbirinizden talepte bulunur ve akrabalık tesis
edersiniz. Allah, sizi gözetlemektedir.
2.Yetimlere
mallarını verin ve kötüyü iyi ile değiştirmeyin. Onların mallarını kendi
mallarınıza karıştırarak yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.
3.Eğer,
yetim kızlara adil davranamamaktan korkarsanız, (onları değil) sizin için
uygun olan başka kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenin. Adil
olamayacağınızdan korkarsanız bir tane veya sahip olduğunuz cariye ile
(yetinin). Bu, haksızlık etmemeniz için daha elverişlidir.
4.Kadınlara
mehirlerini seve seve verin. Eğer, kendi istekleriyle mehrin bir kısmını size
bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.
5.
Allah'ın sizin idarenize verdiği malları akıl ve idraki hafif kimselere
vermeyin fakat, o maldan onları yedirin, giydirin ve onlara güzel, iyi sözler
söyleyin.
6.
Yetimleri nikah çağına gelinceye kadar deneyin. Eğer onlarda
olgunlaşma/yetişkinlik görürseniz mallarını kendilerine iade edin. Onların
mallarını büyüyüp de (elimizden) alacaklar korkusu ile israf ederek (tez
elden) yemeyin. Zengin olan kimse, tertemiz korusun; fakir de örfe uygun bir
şekilde yesin. Mallarını iade ettiğiniz zaman, onlara şahitler huzurunda
verin. Hesap sorucu olarak Allah yeter.
7.
Ana babanın ve yakın akrabanın geriye bıraktıklarından erkekler için bir hisse
vardır, kadınlar için de ana babanın ve akrabanın mirasından az veya çok farz
kılınmış bir hisse vardır.
8.
Akrabalar, yetimler ve yoksullar, taksim sırasında yanınızda olursa onlara da
ondan bir şeyler verin ve onlara güzel söz söyleyin.
9.
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıklarında korku ve endişe duyacak olanlar,
(haksızlıktan) korksunlar ve Allah'tan sakınsınlar da (yetimlere) doğru söz
söylesinler.
10.
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ateş doldururlar
ve alevli bir ateşe atılırlar.
11.
Allah, çocuklarınız hakkında, bir erkeğe iki kadının payı kadar tavsiye eder.
Eğer kadınlar ikiden çok olursa, onlara mirasın üçte ikisi şayet bir tek kız
ise, o zaman yarısı onundur. Ana babaya gelince; ölenin çocuğu varsa her
birine altıda bir; çocuğu yok da mirasçısı ana ve babası ise üçte biri
anasınındır.
Kardeşleri de varsa, altıda
biri anasınındır. (Bütün bu hükümler) ölünün vasiyetinin yerine
getirilmesinden ve borcunun ödenmesinden sonradır. Babalarınızın ve
oğullarınızın hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu
bilmezsiniz. Bunlar, Allah tarafından (belirlenmiş) birer farzdır. Şüphesiz
Allah her şeyi bilendir, hikmetle yapandır.
12.
Eğer çocukları yoksa, hanımlarınızın bıraktığı(mirası)nın yarısı sizindir.
Eğer çocukları varsa miraslarının dörtte biri size aittir. Bu da yaptıkları
vasiyetlerinin yerine getirilmesinden ve borçları ödendikten sonradır. Sizin
miras olarak bıraktıklarınız, çocuğunuz yoksa dörtte biri hanımlarınızındır.
Çocuklarınız varsa sekizde biri onlarındır. Bunlar da yaptığınız vasiyetinizin
yerine getirilmesi ve borcunuzun ödenmesinden sonradır.
Eğer miras bırakan bir erkek
veya bir kadının; ana babası da çoluk çocuğu da yok da bir erkek veya bir kız
kardeşi varsa her birine altıda bir (hisse düşer). Eğer kardeşleri daha fazla
ise; ölenin vasiyetinden ve borçlarının ödenmesinden sonra üçte bir hisseye
ortaktırlar. Miras alanlar zarara uğratılmamalıdır. Allah tarafından bir
uyarı/emirdir. Allah, hakkıyla bilendir. Müsamaha gösterendir.
13.
Bunlar Allah'ın kanunlarıdır. Kim Allah'a ve Resulü’ ne itaat ederse, (Allah,
o kimseyi) içinde ebedi kalacağı alt kısmından ırmakların aktığı cennetlere
girdirir. Bu da en büyük kurtuluştur.
14.
Kim de Allah'a ve Elçisi' ne isyan eder ve onun kanunlarını çiğnerse, onu
içinde ebedi kalacağı ateşe atar. Orada alçaltıcı bir azap vardır.
15.
Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı dört erkek şahit getirin. Eğer şahitlik
ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye yahut Allah, onlar için bir yol
gösterinceye kadar evlerde hapsedin.
16.
İçinizden fuhuş yapan erkekleri cezalandırın tevbe edip kendilerini
düzeltirlerse, onları bırakın. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, merhamet
edendir.
17.
Allah'ın kabul ettiği tevbe yalnızca; cahillikle/bilmeyerek günah işleyenin
hemen ardından yaptığı tevbedir. Allah, her şeyi bilen ve hikmetle yapandır.
18.
Ölüm gelip çatana kadar günah işleyip de tam o zaman:
‑Ben şimdi tevbe ediyorum,
diyenlerin tevbesi, tevbe değildir. Kafir olarak ölenlerin tevbesi de yoktur.
Onlara acıklı bir azap hazırladık.
19.
‑Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal
değildir. Apaçık bir fuhuş işlemedikçe (mehir olarak) verdiklerinizin bir
kısmını elde etmek için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzel güzel geçinin;
onlardan hoşlanmasanız bile, umulur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah
bir çok hayır takdir eder.
20.
Bir eşinizi (boşayıp) yerine başka bir eş almak isterseniz ve öncekine mehir
olarak bir yük altın vermiş olsanız bile hiç bir şeyi geri almayın; o iftira
ve apaçık günah olduğu halde onu geri mi alacaksınız?
21.
Nasıl alabilirsiniz ki, birbirinizle kaynaşmış ve eşleriniz sizden kesin bir
teminat almışlardı.
22.
Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Ancak geçmişte olanlar
affedilmiştir. Bu, bir fuhuş ve iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.
23.
Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek
kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt
kardeşleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdeğe girmiş olduğunuz
karılarınızdan olup evlerinizde büyüttüğünüz üvey kızlarınız, eğer analarıyla
zifafa girmemiş iseniz bir sakınca yoktur kendi öz oğullarınızın karıları ve
iki kız kardeşi birden almanız size haram kılınmıştır. Ancak geçmişte olanlar
geçmiştir. (Bu sebeple üzerinize bir günah yoktur). Allah, şüphesiz çok
bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
24.
Cariyeler dışında evli kadınlarla da evlenmeniz haramdır. Bu, Allah'ın size
yazısıdır/yasağıdır. Bunların dışında kalan kadınlardan iffetli olup gayri
meşru olan sefihliğe sapmadan, mallarınız karşılığında istemeniz size
helaldir. Kendilerinden faydalandığınız kadınlara bir farz olan mehirlerini
veriniz. Mehrin tespitinden sonra, karşılıklı hoşnut olduğunuz şeylerde size
bir günah yoktur. Şüphesiz Allah bilendir, hükmedendir.
25.
İçinizden özgür mümin hanımlarla evlenmeye gücü yetmeyenler, sizin genç ve
mümin olan cariyeleriniz ile evlensin. Allah sizin imanınızı en iyi bilendir.
Siz, birbirinizdensiniz. Öyleyse, onları velilerinin izni ile nikahlayın ve
fuhuş işlemeyen, gizli dost tutmamış olan iffetli hanımlara mehirlerini güzel
bir şekilde verin. Evlendikten sonra fuhuş yapacak olurlarsa, onlara hür
kadınlara verilen cezanın yarısını uygulayın. Bu, sizden günaha düşmekten
korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlayan,
merhamet edendir.
26.
Allah, size açıklamak ve size sizden öncekilerin hükümlerini iletmek ve
tevbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah bilendir, hükmedendir.
27.
Allah, tevbe etmenizi ister; şehvetlerine tabi olanlar ise büyük bir sapıklığa
meyletmenizi isterler.
28.
Allah, sizden yükü hafifletmek ister, çünkü insan zayıf yaratılmıştır.
29.
‑Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karşılıklı anlaşma, bir ticaret
olmadan ve batıl yollarla yemeyin, kendinizi mahvetmeyin. Şüphesiz Allah size
karşı çok merhametlidir.
30.
Kim, zulme saparak bunu yaparsa biz onu ateşe atarız. Bu da Allah için çok
kolaydır.
31.
Size yasaklananların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz
ve sizi onurlu ve üstün bir makama girdiririz.
32.
Allah'ın, sayesinde bir kısmınızı bir kısmınıza üstün kıldığı şeyi temenni
etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip olduğu gibi, kadınlar için
de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah'ın kendi fazlından (bağışından)
isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.
33.
Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri için
mirasçılar belirledik. Yeminlerinizle söz verdiğiniz kimselere de kendi
paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.
34.
Allah'ın bir kısmını bir kısmına üstün kılması ve erkeklerin mallarından
geçimi sağlamaları dolayısıyla, erkekler kadınlar üzerine yöneticidirler. İyi
kadınlar, gönülden (Allah'a) boyun eğen, Allah'ın koruduğu gizlilikleri
koruyanlardır.
Kötü davranışlarından
korktuğunuz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve
(sonunda) onları dövün. Eğer size itaat ederlerse onların aleyhine yol
aramayın. Elbette Allah yücedir, büyüktür.
35.
Karı koca arasında bir ayrılıktan korkarsanız, o zaman, kocanın ailesinden bir
hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderiniz. Eğer aralarını düzeltmek
isterlerse Allah da onların arasında başarı sağlar.
Şüphesiz Allah, bilendir, haberdar olandır.
36.
Allah'a kulluk edin ve O'na hiç bir şeyi şirk koşmayın. Anaya babaya da iyilik
edin, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya
yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, elinizin altındaki (köle, cariye, işçi,
hizmetçi vb.)lere de iyilik edin. Şüphesiz Allah, büyüklük taslayıp,
böbürlenen hiç bir kimseyi sevmez.
37.
Cimrilik yapan, insanlara da cimriliği emreden, Allah'ın fazlından kendilerine
verdiğini gizleyenler (Allah'ın sevmediği kimselerdir.) İşte o nankörler için
aşağılatıcı bir azap hazırladık.
38.
Mallarını insanlara gösteriş için harcayanlara, Allah'a ve ahiret gününe
inanmayanlara (gelince) şeytan, o kimseye arkadaş olur. Ne kötü arkadaştır o!
39.
Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah'ın kendilerine verdiği rızıktan
bağışta bulunsalardı onlara ne olurdu? Allah onları bilendir.
40.
Allah, zerre kadar haksızlık yapmaz. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır. Ve
kendi yanından büyük bir mükafat verir.
41.
Her toplumdan bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit kıldığımız zaman
nasıl olacak?
42.
O gün, küfre sapıp da Peygambere isyan edenler, yerle bir olmayı severek
isteyecekler ve Allah’tan hiç bir sözü gizleyemeyecekler.
43.
‑Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de
‑yolculukta olmanız hariç‑ yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta
veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla
münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin,
yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün. Şüphesiz Allah affeden ve
bağışlayandır.
44.
Kitaptan bir nasip verilen kimseleri görmüyor musun? Sapıklığı satın
alıyorlar. Ve sizin yoldan sapmanızı arzu ediyorlar.
45.
Allah, sizin düşmanlarınızı iyi bilir. Allah, veli olarak yeter, Allah
yardımcı olarak yeter.
46.
Yahudilerden, kelimelerin anlamlarını saptıranlar ve dillerini eğip bükerek ve
dine de bir nefret duyarak: "işittik isyan ettik.", "İşit duymaz olası" ve
"bizi güt" diyenler eğer, "işittik ve itaat ettik, sen de işit ve bize de bak"
deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat,
Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası
iman etmezler.
47.
Ey kitap verilenler! Bazı yüzleri silip, arkalarına çevirmeden yada onları da
cumartesi yasağını ihlal edenleri lanetlediğimiz gibi, sizi de lanetlemeden
önce yanınızdaki (kitabı) tasdik ederek indirdiğimize iman edin. Allah'ın emri
yapıla gelmiştir.
48.
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini
bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.
49.
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Oysa Allah, dilediğini arındırır
ve onlar, en küçük haksızlığa uğratılmazlar.
50.
Allah hakkında nasıl yalan uydurduklarına bak, bu, apaçık bir günah olarak
yeter.
51.
Kitaptan bir nasip verilenleri görmüyor musun? Cibt ve tağuta*
inanıyorlar da kafirler için şöyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha
doğru bir yoldadır."
52.
İşte bunlar, Allah'ın lanetledikleridir. Allah, kime lanet ederse ona bir
yardımcı bulamazsın.
53.
Yoksa onların, hükümranlıkta bir payları mı var? Eğer, öyle olsaydı insanlara,
çok az bir şey bile vermezlerdi.
54.
Yoksa onlar, Allah'ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?
Biz, İbrahim'in ailesine kitabı ve hikmeti vermişizdir. Onlara büyük bir mülk
(saltanat) verdik.
55.
Onlardan buna inanan da vardır, sırt çeviren de. Çılgın ateş olarak cehennem
yeter.
56.
Ayetlerimizi tanımayanları ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe azabı
tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah, güçlü ve
hakimdir.
57.
İman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan, içinde ebedi
kalacakları cennetlere girdireceğiz. Onlara orada tertemiz eşler vardır.
Onları (sıcaktan da soğuktan da koruyan) tam bir gölgeliğe alacağız.
58.
Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında
hükmettiğiniz zaman da adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne
güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.
59.
Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan
emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer, bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz.
Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onu Allah'a ve Elçisi'ne döndürün.
En hayırlısı ve tevilin en güzeli budur.
60.
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri
görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Oysa, onu
tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan, onları uzak bir sapıklığa düşürmek
istiyor.
61.
Onlara:
‑Allah'ın indirdiğine ve
Peygambere gelin! denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince
kaçtıklarını görürsün.
62.
Öyleyse, nasıl olur da, kendi elleriyle işlediklerine karşılık bir musibete
uğrayınca sana gelip Allah'a yemin ederek "Biz, iyilikten ve uyum sağlamaktan
başka bir şey istemedik." diyorlar?!
63.
İşte bunlar, Allah'ın kalplerinde ne olduğunu bildiği kimselerdir. Öyleyse,
onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara içlerinde olanla ilgili açık ve
etkileyici söz söyle.
64.
Biz, her peygamberi ancak, Allah'ın izni ile kendilerine itaat olunması için
gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan
bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi,
elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı.
65.
Hayır, Rabbine andolsun ki,
Aralarında çekiştikleri
şeylerde seni hakem tanıyıp, senin verdiğin hükme içlerinde hiç bir sıkıntı
duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
66.
Eğer gerçekten biz, onlara, "nefislerinizin hakkından gelin veya
yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, onlardan çok azı hariç bunu
yapmazlardı. Onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar
için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu.
67.
Biz de o zaman yanımızdan büyük bir mükafat verirdik. 68. Ve onları
elbette dosdoğru yola iletirdik.
69.
Kim Allah'a ve Peygamber'e itaat ederse, Onlar, Allah' ın kendilerine nimet
verdiği peygamberler, sadıklar, şehitler ve doğruları yapan kimselerle
beraberdirler. Ne güzel arkadaştır onlar!
70.
Bu bağış Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter.
71.
‑Ey iman edenler! Tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük ya da topluca çıkın.
72.
Elbette içinizde ağır davrananlar vardır. Şayet size bir musibet isabet edecek
olursa:
‑Doğrusu Allah bana nimet
vermiş de onların yanında olmadım, der.
73.
Eğer size Allah'tan bir zafer gelirse, o zaman da, sanki onunla sizin aranızda
hiç bir yakınlık yokmuş gibi şöyle der:
‑Keşke, onlarla birlikte
olsaydım da bu büyük mutluluğa erişseydim.
74.
Ahiret karşılığında dünya hayatını satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim,
Allah yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir mükafat
vereceğiz.
75.
Size ne oluyor da Allah yolunda ve "Rabbimiz bizi, idarecileri zalim olan bu
ülkeden çıkar, bize katından bir veli gönder bize katından bir yardımcı
yolla!" diyen çaresiz adamlar, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?
76.
İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Küfredenler de tağut yolunda
savaşırlar. O halde şeytanın velileri ile savaşın. Şeytanın hilesi zayıftır.
77.
Kendilerine "elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin."
denilenleri görmedin mi? Oysa savaş onlara farz kılındığında, onlardan bir
grup, Allah'tan korkar gibi insanlardan korkarak (hatta daha fazla bir korku
ile) "Rabbimiz niye savaşı bize farz kıldın. Bizi yakın bir zamana kadar
ertelesen olmaz mıydı?" dediler. De ki:
‑Dünyanın faydası çok azdır.
Ahiret ise Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır, en ufak haksızlığa
uğratılmayacaksınız.
78.
Her nerede olsanız ölüm size yetişir, isterseniz sapasağlam şatolarda olun.
Onlara bir iyilik dokunsa:
‑Bu, Allah'tandır, derler.
Onlara bir kötülük dokunsa:
‑Bu, sendendir, derler. De ki:
‑Hepsi Allah'tandır. Bu
topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiç söz anlamıyorlar?
79.
Sana iyilik olarak ne gelirse Allah'tandır. Kötülük olarak gelenler de
kendindendir. Biz, seni insanlara elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah
yeter.
80.
Kim, Peygamber'e itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse
biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.
81.
(Sana) 'itaat ettik" derler. Yanından ayrılınca da onlardan bir bölümü
söylediklerinin tersini yaparak gecelerler. Allah, onların nasıl gecelediğini
kaydediyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah'a dayan. Vekil olarak Allah
yeter.
82.
Onlar Kur'an'ı hiç düşünmüyorlar mı? Eğer O, Allah'tan başka birinden gelmiş
olsaydı, onun içinde pek çok çelişki bulurlardı.
83.
Onlara güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa,
onu Peygamber'e ve mü’minlerden olan emir sahiplerine götürselerdi onlardan
hüküm tespit edebilecek olanlar onu bilirdi. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve
rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç şeytana uymuştunuz.
84.
Öyleyse, Allah yolunda savaş, sen yalnızca kendinden sorumlusun. Müminleri de
savaşa teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin şiddet ve kuvvetlerini yok
eder. Allah, kuvvet yönünden de en güçlü; ceza yönünden en şiddetli olandır.
85.
Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte bir nasibi olur, kim de kötü
bir işe aracılık ederse, onun da bundan bir payı olur. Allah'ın her şey
üzerinde hakimiyeti vardır.
86.
Size bir iyilik temennisinde bulunulduğunda siz de ona daha güzeli ile ya da
aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.
87.
Allah'tan başka ilah yoktur. Kendisinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde
sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
88.
Size ne oluyor ki münafıklar konusunda Allah onları işledikleri yüzünden ters
yüz etmişken iki grup oluyorsunuz? Allah'ın dalalette bıraktığını siz mi doğru
yola çıkarmak istiyorsunuz? Allah kimi dalalette bırakırsa, artık sen onun
için asla bir yol bulamazsın.
89.
Onlar, kafir oldukları gibi sizin de küfretmenizi ve kendileri ile eşit
olmanızı istiyorlar. Bu sebeple, onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe onları
veli edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun ve bulduğunuz yerde
öldürün. Onlardan bir veli yardımcı edinmeyin.
90.
Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara, sizinle
veya kendi toplumları ile savaşmak istemeyip içleri daralıp sıkılıp size
gelenlere dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat
ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle
savaşmaz ve barışı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhine
bir yol bırakmamıştır.
91.
Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi
bir halde bulabilirsin ama fitneye her çağrılışlarında ona balıklama dalarlar.
Şayet sizden uzak durmaz, barışı size bırakmazlar ve ellerini de çekmezlerse,
onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte size onların aleyhine açık bir
yetki veriyoruz.
92.
Bir mü’minin bir mü’mini, hata dışında öldürmesi mümkün değildir. Eğer bir
kimse bir mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası mümin bir köle azat etmek
ve öldürülenin ailesine teslim edilen bir diyettir. Öldürülenin ailesi
bağışlarsa o hariç.
Eğer ölen, mümin olduğu halde
size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir mümin köle azat etmektir.
Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine
teslim olunan bir diyet ve mümin bir köle azad etmektir. Fakat kim bunu
bulamazsa, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe
oruç tutmaktır. Allah her şeyi bilendir, hükmedendir.
93.
Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde daimi kalacağı cehennemdir.
Allah, ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap
hazırlamıştır.
94.
‑Ey iman edenler, Allah yolunda savaş için sefere çıktığınızda teenni ile
(telaşa kapılmadan) hareket edin; size selam veren kimseye, dünya hayatını
arzulayarak "sen mü’min değilsin!" demeyin. Zira Allah katında pek çok
ganimetler vardır. Önceden siz de öyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu.
Öyleyse iyice araştırıp anlayın.
Allah şüphesiz yaptıklarınızdan haberdardır.
95.
Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla
ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla
savaşanları, derece bakımından oturanlardan çok üstün kıldı. Bununla beraber
Allah, hepsine cenneti vaat etmiştir. Fakat, Allah savaşanlara, oturanların
üstünde pek büyük bir mükafat vermiştir.
96.
Mücahitler için Allah katından dereceler, mağfiret ve rahmet vardır. Allah,
bağışlayandır, merhamet edendir.
97.
Melekler kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken:
‑Ne haldeydiniz? derler. Onlar
da derler ki:
‑Biz yeryüzünde güçsüz
bırakılmış kimselerdik. Melekler:
‑Allah'ın arzı geniş değil
miydi? Siz de oraya hicret etseydiniz ya! derler.
Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir
dönüş yeridir.
98.
Yalnızca, erkek kadın ve çocuklardan hicret için yol bulamayan güçsüz
bırakılanlar müstesnadır.
99.
Allah'ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bağışlayandır.
100.
Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde bir çok geniş yer bulur. Kim,
evinden Allah'a ve Resulüne hicret için ayrılır sonra da kendisine ölüm
yetişirse, onun mükafatı Allah'a aittir, Allah, çok bağışlayıcı ve
merhametlidir.
101.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size bir fenalık yapmasından
korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir günah yoktur. Kafirler, sizin
apaçık düşmanınızdır.
102.
(Savaşta) sen onların arasında olup da onlara namaz kıldıracağın zaman, bir
grup seninle namazda (diğer grup da düşman karşısında) dursun. Hepsi de
silahlarını yanlarına alsınlar. Seninle namaz kılanlar secde ettikten sonra
sizin arkanıza geçsinler ve namaz kılmamış diğer grup gelsin ve seninle namaz
kılsınlar. Ve onlar da tedbirli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler
silah ve eşyalarınızı unutup bırakmanızı, gafil bulunmanızı ve size ansızın
baskın yapmayı arzu ederler. Eğer yağmur dolayısıyla size bir eziyet/zorluk
olursa veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir günah yoktur. Yine
de tedbirli olun. Allah, kafirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
103.
Namazı tamamladıktan sonra, ayakta, otururken ve yatarken de Allah'ı zikredin.
Emniyete ve sükuna kavuştuğunuz zaman namazı dosdoğru kılın. Kuşkusuz namaz,
belirli vakitlerde müminler üzerine bir farzdır.
104.
(Düşmanınız olan) topluluğu aramada/takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Siz
(yaralanıp) acı duyuyorsanız onlar da sizin hissettiğiniz gibi acı duyuyor.
Siz, Allah'tan onların ummadıklarını umuyorsunuz. Allah, bilendir, hakimdir.
105.
Şüphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi
hüküm veresin diye hak olarak indirdik, hainlerin savunucusu olma.
106.
Allah'tan mağfiret dile, şüphesiz Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.
107.
Nefislerine hainlik edenlerden yana mücadele etme, çünkü Allah, hainliği adet
edinen günahkarı sevmez.
108.
İnsanlardan gizlerler de Allah'tan gizlemezler/utanmazlar oysa, Allah'ın razı
olmadığı sözü gece planlarken Allah onlarla beraberdi. Allah, bütün
yaptıklarını kuşatmıştır.
109.
İşte siz, dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Kıyamet gününde kim
onları müdafaa eder; kim onlara vekil olur?
110.
Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah'tan bağışlanma
dilerse, Allah'ı bağışlayıcı ve merhametli olarak bulur.
111.
Kim bir günah işlerse, onu ancak kendi aleyhine işler. Allah ise bilen ve
hükmedendir.
112.
Kim de bir hata veya günah işler sonra da onu bir suçsuza atarsa, o, iftira ve
büyük bir günahı yüklenmiş olur.
113.
Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup
seni saptırmaya çalışmıştı. Onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve
sana hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş,
önceden bilmediklerini öğretmiştir. Allah'ın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı
çok büyüktür.
114.
Onların gizli gizli konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Sadece sadakayı veya
iyiliği ya da insanlar arasını düzeltmeyi emredenlerin ki hariçtir. Kim bunu
Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yaparsa ona büyük bir mükafat vereceğiz.
115.Kim,
kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamberden ayrılır ve
müminlerin yolundan başkasına uyarsa; onu döndüğü sapıklıkta bırakır ve
cehenneme atarız. Ne kötü bir yerdir!
116.
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz bundan başkasını dilediği kimse
için bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa O derin bir dalalete düşmüştür.
117.
Allah'ı bırakıp yalnızca putlara dua ediyorlar. Oysa azgın şeytandan başkasına
dua etmiyorlar.
118.
O şeytan ki Allah onu lanetledi. O da şöyle dedi:
‑Elbette kullarından belirli
bir nasip edineceğim. 119. ve onları saptıracağım onları boş
kuruntularla aldatacağım, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını
yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler.*
Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı veli edinirse,
apaçık bir hüsrana uğramıştır.
120.
Şeytan onlara vaat eder, onları boş kuruntu ve uzun emellerle oyalar şeytanın
onlara vaat ettiği sadece aldatmadır/seraptır.
121.
İşte onların barınacakları yer cehennemdir ve ondan kurtulmak için hiç bir yol
bulamayacaklardır.
122.
İman edip doğru hareket edenlere gelince onları altından ırmaklar akan ve
içinde ebedi kalacakları cennetlere girdireceğiz. Bu, gerçekten Allah'ın
vaadidir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
123.
(Ey müşrikler!) Sizin boş ümit ve kuruntularınız da, ehli kitabın kuruntu ve
hayalleri de hiç bir şey değildir. Kim bir kötülük işlerse onun cezasını
görür. O, kendisi için Allah'tan başka bir veli ve yardımcı bulamaz.
124.
Mümin olarak kim bir doğru iş yaparsa erkek olsun, kadın olsun işte bunlar
cennete girecekler ve zerre kadar haksızlık görmeyeceklerdir.
125.
İyilik eden bir kimse olup, kendisini tam bir yönelişle Allah'a teslim eden ve
İbrahim'in hanif olan yoluna uyan kimseden daha güzel din sahibi kimdir? ki
Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.
126.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatmıştır.
127.
Senden, kadınlar hakkında fetva istiyorlar de ki: "Size, onlar hakkında Allah
fetva veriyor:
‑Kendilerine farz kılınan
mirası vermediğiniz ve onları nikahlamaya rağbet ettiğiniz yetim kızlar
hakkında, mağdur çocuklar hakkında ve yetimlere adaletli davranmanız
hususunda, size okunan kitapta (fetvalar vardır.) İyilik olarak yapacağınız
şeyi Allah hakkıyla bilir.
128.
Eğer bir kadın, kocasının
geçimsizliğinden veya yüz çevirmesinden korkuyorsa, bir anlaşma ile aralarını
düzeltmelerinde bir günah yoktur. Anlaşma daha iyidir. Nefisler kıskançlığa
meyyaldir. Eğer iyilik eder ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah,
yaptığınız her şeyden haberdardır.
129.Kadınlarınız
arasında sevgide eşitlik yapmaya hırs gösterseniz bile, asla buna gücünüz
yetmez. O halde büsbütün birine meyledip diğerlerini askıda kalmış gibi
bırakmayın eğer nefsinizi düzeltip ve haksızlıktan sakınırsanız gerçekten
Allah, affedici ve merhametlidir.
130.
Eğer karı koca boşanarak birbirinden ayrılırlarsa Allah, her birini kendi
kudreti ile ihtiyaçtan kurtarır Allah'ın ihsanı geniştir, hakimdir.
131.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap
verilenlere de size de Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. Eğer küfrederseniz
bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah hiç bir şeye muhtaç
değildir. Hamde layık olandır.
132.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak da Allah yeter.
133.
‑Ey insanlar, eğer o dilerse sizi yok eder başkalarını getirir. Allah'ın buna
elbette gücü yeter.
134.
Kim dünya mükafatını isterse bilsin ki dünyanın da, ahiretin de mükafatı Allah
katındadır. Allah, işiten ve görendir.
135.
‑Ey iman edenler! Adalet ile hükmeden hakimler ve Allah için (doğru söyleyen)
şahitler olun. Şahitliğiniz kendi aleyhinize veya çocuklarınızın ve
yakınlarınızın aleyhine olsa bile, zengin olsun fakir olsun doğru şahitlik
edin. Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Adaletten sapmamak için
heveslerinize uymayın. Eğer (adalet ile hüküm vermekten, şahitliğinizde doğru
söylemekten çekinir) dilinizi eğip bükerseniz ve yüz çevirirseniz, şüphesiz
Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
136.
‑Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha
önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim, Allah'ı, meleklerini, kitaplarını,
peygamberlerini ve ahiret gününü tanımaz/inkar ederse, muhakkak derin bir
sapıklığa düşmüştür.
137.
İman edip ardından kafir olanlar sonra tekrar iman edip, daha sonra da kafir
olup, küfürlerini artıranları Allah bağışlamayacaktır ve onlara bir yolda
göstermeyecektir.
138.
Münafıklara, kendileri için acıklı bir azap olduğunu müjdele.
139.
Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dost/veli edinirler. Onların yanında itibar
mı arıyorlar? İtibar/güç bütünüyle Allah'a aittir.
140.
Allah, kitapta şunu da indirmiştir: Allah'ın ayetlerinin inkar/ küfredildiği
ve ayetlerle eğlenildiğini işittiğiniz zaman bir başka konuya geçene kadar
onlarla oturmayın. Eğer oturursanız siz de onlar gibi olursunuz. Allah, bütün
münafıkları ve kafirleri cehennemde toplayacaktır.
141.
Sizi gözetleyen (münafık/ kafir) kimseler, eğer size Allah'tan bir zafer
gelirse:
‑Sizinle beraber değil miydik?
derler. Eğer kafirlere bir hisse düşerse:
‑Biz, size yardım ederek
üstünlüğünüzü sağlamadık mı? Size gelecek felakete engel olmadık mı? derler.
Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir. Allah, kafirlere müminlerin
aleyhine bir yol vermeyecektir.
142.
Münafıklar, Allah'ı aldatmaya kalkışırlar, Allah ise onları aldatır. Namaza
kalktıkları zaman, istemeye istemeye/ tembelce kalkarlar. İnsanlara gösteriş
yaparlar, Allah'ı çok az düşünürler.
143.
(İman ile küfür) arasında tereddüttedirler ne müminlere ne de kafirlere
(bağlıdırlar.) Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona bir yol bulamazsın.
144.
‑Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. Allah'a
aleyhinizde apaçık bir delil vermek ister misiniz?
145.
Münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Asla onlara (azabını
kaldırmak için) bir yardımcı bulamazsın.
146.
Ancak, tevbe edenler, hallerini düzeltip, Allah'a bağlananlar ve dinlerini
Allah için arındıranlar, işte onlar mü’minlerle beraberdir. Allah, müminlere
büyük bir mükafat verecektir.
147.
Eğer siz, şükreder ve iman ederseniz; Allah size niye ceza versin? Allah,
şükredilmeye layık olan ve (her şeyi) bilendir.
148.
Allah zulme uğrayan kimseden başkasının, kötü sözü açıklamasını sevmez. Allah
işitendir, bilendir.
149.
Bir iyiliği açıklasanız veya gizleseniz ya da bir kötülükten vazgeçseniz,
şüphesiz Allah affedicidir, güçlüdür.
150.
Allah'ı ve resullerini tanımayan, Allah ile Resullerinin arasını ayırmak
isteyen "Bir kısmına inanır; bir kısmını inkar ederiz" diyerek (iman ile
küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler...
151.
İşte onlar, gerçekten kafirdirler. Bu kafirler için rezil edici bir azap
hazırladık.
152.
Allah'a ve Resullerine iman edip, Resullerinden hiç birinin arasında ayırım
yapmayanlara ise, onlara mükafatları verilecektir. Allah, bağışlayan, merhamet
edendir.
153.Kitap
ehli senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar, Musa'dan bundan
daha büyüğünü istemişlerdi:
‑Bize Allah'ı apaçık göster,
demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine belgeler
geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve
Musa'ya apaçık iktidar verdik.
154.
Söz vermeleri sebebiyle dağı onların tepesine kaldırdık. Onlara:
‑Kapıdan secde ederek girin
dedik. Onlara, Cumartesi günü yasağını çiğnemeyin! diyerek onlardan kesin bir
söz aldık.
155.
Verdikleri sözü bozmaları, Allah'ın ayetlerini tanımamaları ve peygamberleri
haksız yere öldürmeleri ve
‑Kalplerimiz perdelidir,
demeleri sebebiyle, evet, Allah kafirlikleri sebebiyle kalplerini mühürlediği
için çok azı dışında onlar iman etmezler.
156.
Bu, küfürleri ve Meryem' e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.
157.
‑Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük, demeleri sebebiyledir.
Oysa Onu öldürmediler, asmadılar da. Fakat onlara öyle gösterildi. İhtilaf
ettikleri konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir
bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu öldürmediler.
158.
Aksine Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah, azizdir, hakimdir.
159.
Kitap ehlinden, ölmeden önce ona kesin olarak inanan olursa, O, kıyamet günü
onlara şahitlik eder .
160.
Yahudilerin zulümleri sebebiyle, kendilerine helal kılınmış olan temiz şeyleri
onlara haram ettik ve çoklarını Allah'ın yolundan saptırmaları, 161.
kendierine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını
batıl yolla yemeleri dolayısıyla, inkarcılar için acı veren bir azap
hazırladık.
162.
Fakat onlardan ilimde derinleşip sana indirilene, senden önce indirilenlere
iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekat veren müminlere, Allah'a ve ahiret
gününe iman etmiş olanlara işte onlara, çok büyük bir mükafat vereceğiz.
163.
Nuh'a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik.
İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a,
Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.
164.
Daha önce sana anlattığımız Peygamberlere ve anlatmadığımız Peygamberlere de (vahyettik).
Allah Musa ile de doğrudan doğruya konuşmuştu.
165.
(Bunlar) Peygamberlerin ardından insanların Allah'a karşı bir delilleri
olmasın diye müjdeci ve uyarıcı elçiler olarak (gelmiştir). Allah güçlüdür,
hakimdir.
166.
Fakat Allah sana indirdiği şeye şahitlik eder ki onu sana kendi bilgisi
dahilinde indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah
yeter.
167.
Küfredenler ve Allah'ın yolundan saptıranlar, derin bir sapıklığa
düşmüşlerdir.
168.
Küfredenleri ve zulmedenleri Allah bağışlamamıştır. Onlara hiç bir yol
göstermez.
169.
İçinde ebedi kalacakları cehennem yolundan başka.. Bu da Allah'a çok kolaydır.
170.
‑Ey insanlar, elçi size Rabbinizden hak ile gelmiştir. Kendi iyiliğiniz için
iman edin; eğer küfrederseniz, göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah
alimdir, hakimdir.
171.
‑Ey kitap ehli, dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında doğru olandan
başka bir şey söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih sadece Allah'ın Peygamberi ve
Meryem'e ulaştırdığı bir kelimesi ve kendinden bir rahmettir. Allah'a ve
Peygamberlerine iman edin, "üçtür" demeyin. Kendi iyiliğiniz için bundan
vazgeçin. Allah sadece tek bir ilahtır. Çocuk sahibi olmaktan uzaktır.
Göklerdeki ve yerdekiler O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.
172.
Mesih, Allah'a kul olmaktan asla çekinmemiştir. Yakın Melekler de (kulluktan
çekinmezler). Kim Allah'a kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa; Allah,
herkesi huzurunda toplayacak.
173.
İman edip doğru hareket edenlere mükafatlarını verecek ve onlara nimetini daha
da artıracak, kulluktan çekinenleri ve büyüklük taslayanları da acı bir azap
ile cezalandıracaktır. Kendilerine Allah'tan başka bir veli ve yardımcı da
bulamayacaklardır.
174.
Ey İnsanlar, size Rabbinizden açık bir belge gelmiştir. Size apaçık bir
aydınlatıcı (Kur' an) indirdik.
175.
Allah, kendisine iman edip, Kur'an'a sarılanları rahmetine ve bol nimetlerine
girdirecek ve onları kendisine (götüren) dosdoğru bir yola iletecektir.
176.
Senden fetva istiyorlar. De ki:
‑Kelale* hakkında size Allah
fetva veriyor: Eğer çocuğu olmayıp bir kız kardeşi bulunan kimse ölürse,
bıraktığının yarısı kız kardeşinindir. Fakat, kız kardeşinin çocuğu yoksa onun
tamamına mirasçı olur. Eğer iki kız kardeşi varsa bu ikisine mirasın üçte
ikisi düşer. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşler ise, erkeğe iki kadının
hissesi kadar düşer. Doğru yoldan saparsanız diye size açıklıyor. Allah her
şeyi bilendir.
Başa Dön
Önceki
Sûre www.e-kuran.net
Sonraki Sûre
01.
Fatiha
02.
Bakara
03. Âl-i İmran
04.
Nisa
05.
Maide
06.
En'am
07.
A'raf 08.
Enfal
09.
Tevbe 10.
Yûnus
11. Hud
12. Yûsuf
13. Ra'd
14. İbrahim
15.
Hicr
16.
Nahl
17. İsra
18. Kehf
19.
Meryem
20. Tâ hâ
21. Enbiya
22. Hac
23. Mü'minûn
24. Nur
25. Furkan
26. Şuarâ
27. Neml
28. Kasas
29. Ankebût
30. Rum
31. Lokman
32. Secde
33.
Ahzab
34.
Sebe
35. Fatır
36.
Yâsin
37. Saffat
38.
Sâd
39. Zümer
40. Mü'min
41. Fussilet
42. Şûrâ
43. Zuhruf
44. Duhan
45. Casiye
46.
Ahkaf
47. Muhammed
48. Fetih
49. Hucurât
50. Kaf
51.
Zâriyat
52. Tûr
53.
Necm
54. Kamer
55.
Rahman
56.
Vâkıa
57. Hadid
58. Mücadele
59.
Haşr
60. Mümtahine
61. Saf
62. Cuma
63.
Münafikûn
64.
Teğabun
65. Talak
66.
Tahrim
67. Mülk
68.
Kalem
69. Hakka
70. Mearic
71.
Nuh
72. Cin
73.
Müzzemmil
74. Müddessir
75. Kıyamet
76.
İnsan
77.
Mürselat
78.
Nebe
79. Naziat
80.
Abese
81. Tekvîr 82.
İnfitar
83.
Mutaffifîn
84. İnşikak
85.
Buruc
86. Tarık
87.
A'la
88. Gaşiye
89.
Fecr
90. Beled
91.
Şems
92.Leyl
93. Duha
94. İnşirah
95. Tîn
96. Alak
97.
Kadir
98. Beyyine
99. Zelzele
100. Adiyat
101. Karia
102. Tekâsür
103. Asr
104. Hümeze
105. Fil
106. Kureyş
107. Maun
108. Kevser
109. Kafirun
110. Nasr
111. Leheb
112.
İhlas
113. Felak
114. Nas